Bu Blogda Ara

Pazar, Temmuz 19, 2026

"yüzüm gülebilir bir anda, gözüm dolabilir bir anda, sonum gelebilir bir anda"

ağlamanın duyguları boşalttığını söylüyorsun

kaç defa boşalttığımı ve doldurduğumu görseydin ya


bakış açımı değiştirmem gerektiğini söylüyorsun

en tepeye tırmandığımda da aynı şeyi gördüğümü bilseydin ya


tepkilerimi farklılaştırmamın iyi olacağını söylüyorsun

iplerin onun takdirinde olduğunu sen de görseydin ya


yerine başka şeyler koymam gerektiğini söylüyorsun 

benim değil onun kendi yerini inşa edişini izleseydin ya


olmayan o şey için "hayırlısı" deseydin diyorsun

kafamda olmamışlığını istediğim yere konumlandırabilirken onun için de gökyüzünü seçtiğimi anlasaydın ya




Pazar, Mayıs 10, 2026

hatır


 ne zaman kafama koydum, hatırlamıyorum

sadece ilkokulda resmimizi çekmeye gelen fotoğrafçılara "siz benim resmimi çekip bu kız gelecekteki asker diyerek  p k k'ya mı vereceksiniz?" diye bağırarak bahçeye kaçışımı hatırlıyorum

ne vakit askerlerin varlığını öğrendiğim, hatırlamıyorum

ama her şehit haberinde evdeki sessizliği ve yaşlı gözleri hatırlıyorum

ne zaman asker olmak istedim, hatırlamıyorum

oysa asker olmaya karar verdiğim bir anda "o üniformayı giyecek kadar şerefli misin?" diye kendime sorup yedi yıl boyunca şerefli olup olmadığımı sorgulayışımı, bu süreçte şerefin tanımına ulaşmaya çalışışımı hatırlıyorum

ne ara bu kadar bağlandım, hatırlamıyorum

lakin ilk deneyişimde bile yıllardır beklemiş olduğumu hatırlıyorum

ne vakitten beridir vazgeçemediğimi hatırlamıyorum

fakat dördüncü başarısız denememde hayatımda ilk defa acillik oluşumu ve çektiğim o acıyı hatırlıyorum


ve kalbimde tam olarak nereye konuşlandığını hatırlıyorum

ait hissettiğim neresi varsa parçası olduğundan


Cumartesi, Mayıs 09, 2026

normalin gerçekliği

 Geçenlerde çocuk hukuku dersinde bilgileri karşısında her ders sonu kendimi bir şeyleri sorgularken bulduğum hocamız şöyle söyledi "herkesin kendi normalleri doğrultusunda inşa ettiği bir gerçekliği vardır". Sözü duyduğum anda üzerine düşündükçe içerisinden daha fazla anlam çıkacağını hissetmiştim, şu an bile hala tam manasıyla kavramış olduğumu düşünmüyorum fakat hayatımda oturtamadığım bir dizi taşa çimento çıkmış olduğunu hissediyorum. 

O gün derse girmeden evvel de sosyolojik anlamdaki gerçeklik bir süredir kafama takılıyordu. Hayatımda biraz farklı ortamlarda bulundum diyebilirim. Bir süre sonra dikkatinizi bu ortamlardaki insanların çeşitliliği çekiyor. Her ortam kendi içinde bir bağdaşım sahibi iken  diğerinden bir o kadar ayrılıyor.  Aynı cümleye verilen farklı tepkilere bakıyorsunuz. Açıkcası hala konuya nasıl gireceğimi bilemiyorum. Asla bir parçası olamayacağımı bildiğim yerlerde var olurken farklı farklı gerçekliklere misafir oluyorum. Ve bu gerçeklikler onların normalleri. Benim gerçeğim olsa tapacağım şeyler hakkında espriler yapıyorlar, yine benim gerçeğim olsa kafayı sıyıracağım şeyleri sükunetle kabul ediyorlar. Herkesin kendi yaşanmışlığına anlayışlı ve tahmmüllü olduğunu anlıyorum buradan. Her tecrübe, her yetişmişlik, her yaşantı onu deneyimleyenlerin normali ve bu doğrultuda gerçeği. 

Yanından geçip de içine giremeyeceğim, uzağında durup da yine de sirayetine kapılacaklarım var etrafımda. Belki de asla ilgimi çekmeyecek, üzerine düşünmeyeceğim yahut ağına takılmayacağım bir olguydu bu ama bazen bir şeyler sonucu bir kere sahiden düşünmeye başlarsınız ve sonrasında her düşüncenizin bu özde yeninden ve yeniden yapılandığını, adeta kendini çoğalttığını görürsünüz. Bilmedikçe delirir, bildikçe de taşıyamazsınız ve her şeyin aslında tek bir sebebi vardır.

sitare

 umut verme bana nazenin  yaşatır sanırsın, ölüveririm öyle sımsıcaklığını duyumsatma bana berceste ısıtır sanırsın, kuytu köşelerime kar ya...