Bu Blogda Ara

Pazar, Mayıs 10, 2026

hatır


 ne zaman kafama koydum, hatırlamıyorum

sadece ilkokulda resmimizi çekmeye gelen fotoğrafçılara "siz benim resmimi çekip bu kız gelecekteki asker diyerek  p k k'ya mı vereceksiniz?" diye bağırarak bahçeye kaçışımı hatırlıyorum

ne vakit askerlerin varlığını öğrendiğim, hatırlamıyorum

ama her şehit haberinde evdeki sessizliği ve yaşlı gözleri hatırlıyorum

ne zaman asker olmak istedim, hatırlamıyorum

oysa asker olmaya karar verdiğim bir anda "o üniformayı giyecek kadar şerefli misin?" diye kendime sorup yedi yıl boyunca şerefli olup olmadığımı sorgulayışımı, bu süreçte şerefin tanımına ulaşmaya çalışışımı hatırlıyorum

ne ara bu kadar bağlandım, hatırlamıyorum

lakin ilk deneyişimde bile yıllardır beklemiş olduğumu hatırlıyorum

ne vakitten beridir vazgeçemediğimi hatırlamıyorum

fakat dördüncü başarısız denememde hayatımda ilk defa acillik oluşumu ve çektiğim o acıyı hatırlıyorum


ve kalbimde tam olarak nereye konuşlandığını hatırlıyorum

ait hissettiğim neresi varsa parçası olduğundan


Cumartesi, Mayıs 09, 2026

normalin gerçekliği

 Geçenlerde çocuk hukuku dersinde bilgileri karşısında her ders sonu kendimi bir şeyleri sorgularken bulduğum hocamız şöyle söyledi "herkesin kendi normalleri doğrultusunda inşa ettiği bir gerçekliği vardır". Sözü duyduğum anda üzerine düşündükçe içerisinden daha fazla anlam çıkacağını hissetmiştim, şu an bile hala tam manasıyla kavramış olduğumu düşünmüyorum fakat hayatımda oturtamadığım bir dizi taşa çimento çıkmış olduğunu hissediyorum. 

O gün derse girmeden evvel de sosyolojik anlamdaki gerçeklik bir süredir kafama takılıyordu. Hayatımda biraz farklı ortamlarda bulundum diyebilirim. Bir süre sonra dikkatinizi bu ortamlardaki insanların çeşitliliği çekiyor. Her ortam kendi içinde bir bağdaşım sahibi iken  diğerinden bir o kadar ayrılıyor.  Aynı cümleye verilen farklı tepkilere bakıyorsunuz. Açıkcası hala konuya nasıl gireceğimi bilemiyorum. Asla bir parçası olamayacağımı bildiğim yerlerde var olurken farklı farklı gerçekliklere misafir oluyorum. Ve bu gerçeklikler onların normalleri. Benim gerçeğim olsa tapacağım şeyler hakkında espriler yapıyorlar, yine benim gerçeğim olsa kafayı sıyıracağım şeyleri sükunetle kabul ediyorlar. Herkesin kendi yaşanmışlığına anlayışlı ve tahmmüllü olduğunu anlıyorum buradan. Her tecrübe, her yetişmişlik, her yaşantı onu deneyimleyenlerin normali ve bu doğrultuda gerçeği. 

Yanından geçip de içine giremeyeceğim, uzağında durup da yine de sirayetine kapılacaklarım var etrafımda. Belki de asla ilgimi çekmeyecek, üzerine düşünmeyeceğim yahut ağına takılmayacağım bir olguydu bu ama bazen bir şeyler sonucu bir kere sahiden düşünmeye başlarsınız ve sonrasında her düşüncenizin bu özde yeninden ve yeniden yapılandığını, adeta kendini çoğalttığını görürsünüz. Bilmedikçe delirir, bildikçe de taşıyamazsınız ve her şeyin aslında tek bir sebebi vardır.

Cumartesi, Nisan 11, 2026

sen dahi


konular başka başka yerlere sapıyor, tema sensin

gözlerim başka şeylere bakıyor, etraf sensin


unuturum sanıyorum büyük bir toylukla, ukalaca ve densizce

dünyamı yarattığını gözardı edercesine


sahi atlatmanın yolu yok mu seni

üzerine basıp geçeceğim demiyorum ama yok mudur yolu kapını sessizce kapatıp gidebilmemin


her şey benim ellerimdeymiş, ellerim de senmişsin

seni düşünmemek için şiir yazarmışım, bana lugatı sen öğretmişsin


sen bile ait değilsin belki kendine benim sana ait olduğum kadar

sen bile belki görmüyorsun bu denli benim seni fark ettiğim kadar

ve dahi anlamıyorsun kendini benim seni idrak ettiğim kadar

yine de bütün acılarını ben taşıyorum senin her zerre kırmızındaki asaletin kadar

sitare

 umut verme bana nazenin  yaşatır sanırsın, ölüveririm öyle sımsıcaklığını duyumsatma bana berceste ısıtır sanırsın, kuytu köşelerime kar ya...