Bu Blogda Ara

Türküz biz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türküz biz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Mayıs 10, 2026

hatır


 ne zaman kafama koydum, hatırlamıyorum

sadece ilkokulda resmimizi çekmeye gelen fotoğrafçılara "siz benim resmimi çekip bu kız gelecekteki asker diyerek  p k k'ya mı vereceksiniz?" diye bağırarak bahçeye kaçışımı hatırlıyorum

ne vakit askerlerin varlığını öğrendiğim, hatırlamıyorum

ama her şehit haberinde evdeki sessizliği ve yaşlı gözleri hatırlıyorum

ne zaman asker olmak istedim, hatırlamıyorum

oysa asker olmaya karar verdiğim bir anda "o üniformayı giyecek kadar şerefli misin?" diye kendime sorup yedi yıl boyunca şerefli olup olmadığımı sorgulayışımı, bu süreçte şerefin tanımına ulaşmaya çalışışımı hatırlıyorum

ne ara bu kadar bağlandım, hatırlamıyorum

lakin ilk deneyişimde bile yıllardır beklemiş olduğumu hatırlıyorum

ne vakitten beridir vazgeçemediğimi hatırlamıyorum

fakat dördüncü başarısız denememde hayatımda ilk defa acillik oluşumu ve çektiğim o acıyı hatırlıyorum


ve kalbimde tam olarak nereye konuşlandığını hatırlıyorum

ait hissettiğim neresi varsa parçası olduğundan


Cumartesi, Ekim 18, 2025

açmadın


seni düşünmemeye çalışmak boşa

düşündükçe de açılmıyor kapılar sana


kaç müziği harcadım yollarına sabahı olmayan geceler boyu

sayfalarca bilmem kaç kelime yazdım sana hiç bilmediğin


sahip olmadıklarımı bile uğruna hibe edişlerim oldu

ve yanından çok geçtiğim icabındaysa canına hiç dokunamamışlığım


en zora giden kapından içeri girmek ve geri çevrilmekti

sen anlayamazsın, bilemezsin zira sen; seven değil sevilensin...






Cumartesi, Ağustos 30, 2025

gibi...

 içimde arayıp duruyorum seni

gökyüzüne bakınca her seferinde görecekmişim gibi

kalbimle ilk tanıştığın an duyduğum heyecan

asla gerçek olmayacağını es geçmişim gibi

seni yaşayan insanlar varken

ben sadece bir yerelerde, uzak bir yerlerde var olduğunu biliyormuşum gibi

kana kana tadarken bildiklerim seni

ben sana en benzeyen parçamı durup durup içime çekiyormuşum gibi

unutmak istiyorum, bilmek istemiyorum, hissetmek istemiyorum

yine de senden kaçtıkça sana varıyormuşum gibi

çık kalbimden diyorum, sanki kalbimin sen olduğunu görmüyormuşum gibi




Salı, Ağustos 19, 2025

dayadık mı silahını başıma?

 yanıma koymalıydım oysa seni kalbimden dışarı dahi çıkaramadım
 duygularım sana dokunacaktı; ellerim böyle nasırlı, yüzümde de böyle bir acı
olduğun tarafa bile dönemedi çehrem
canına tak dedirtmeden ve yokmuşum gibi hissettirmeden koruyacaktım seni
oysa adımı bile öğrenemedin sen
olduğun yerde: yanaklarımı okşayan dünyamın en güzel kokusu 
defalarca izlediğim manzaranın senin yanındayken binbir farklı tonu
fikrim sen olunca edebiyatın anında yok oluşu, hoşça kal gülüm


Perşembe, Mayıs 29, 2025

vazgeçemeyişle

 İlkinde hevesle geldim sana, almadın soluna

ikincisinde korkuyla geldim, açamadın kapını

üçüncüsünde heyecanlıydım, görür gibi yapıp kaçırdın gözlerini

dördüncüsünde güvenle geldim,yeterli gelmedi

görmediklerin de vardı oysa

sana kanadı kırık geldim, yüreği buruk geldim, beli bükük; dili sus geldim

umursamadıkların da vardı 

bazı bazı olmayacağını bilmeme rağmen geldim 

yine geliyorum, bu sefer ne ile bilmiyorum

vazgeçemeyişimle geliyorum...





Pazartesi, Mart 31, 2025

neye yarar


durup durup da yoklama

hâlâ geliyorum sanırım 

kapanmaya yüz tutmuş göz kapaklarım

ben seni kırmızından da tanırım

beni tanımamandan da tanırım 


hâlâ sana yaşıyorum sanırım 

nefesi sen varsın diye ciğerlerime salarım 

kaçtır görmüyorsun ya çok kırgınım 

korkma hâlâ bu yolu "sen, sen!" diye adımlarım


umudu da kestim sanırım 

bu yüzden yıllar sürer ancak bir adımım

bir fecir vakti kokunu duyarım 

duyarım da neye yarar 

sen Ankara'dasın ben İstanbul'dayım 

Salı, Ocak 07, 2025

sen hele bir gel de

 sen gel de gönlümün yamacında bir çiçektir açsın

kapkara odalarım ışığınla tanışsın

sen gel de sahilim dalgaların uğrağı olsun

kışın ortasında kuru dallarıma yusufçuk konsun

-

geldiğini hayal ediyorum ve güneş aya kavuşuyor

denizin dibinde sürüklenen bir taş yerini buluyor

geldiğini hayal ediyorum ve yurdum leylak kokuyor

dağlar sıcak, Mehmetçiğim sağ oluyor

-

hele bir gel sen, gözlerim artık susacaktır

sukunetini senin kırmızında taçlandıracaktır

hele bir gel sen, atmaz yüreğim atacaktır

buzlarını bir tek sana kırdıracaktır

hele bir sen gel gülüm, bu avare vücut yaşamla tanışacaktır









Perşembe, Mayıs 09, 2024

varlığımı varlığına armağan ediyorum!

şu damarlarımdan akanın kan olduğunu bilmese idim nanlörlük derdim
bu canı yaradan vermemiş olsa idi, öyle rastgele bir an bir rüzgar estiğinde yüzüme, geri verirdim

şehit evine doğmayan güneşin her sabah arsızca penceremdeki boşluktan odama doğmasına kuruluyorum
Irak'ta üzerine askerimin kanı bulaşan çiçeğin aynısının gülhanede açışına ya da

Yunus Emre Uçar'ın çocuğunu bu vatana bırakışına
ve Murat Akman'ı annesinin çöp poşetine atıp kaçışına

alnıma yazıldığın güne seviniyorum ardından 
derken bugün o sevinçte yok oluyorum
üç hakkımız olur, ben dördüncüyü deniyorum
acı, çokça acı lakin vazgeçemiyorum
şafağın söküyor işte gülüm
ve ben her fecirde olduğu gibi;
varlığımı varlığına armağan ediyorum!





 

Pazartesi, Mart 18, 2024

drama köprüsü bre Hasan

gencecik bir ağaca takılı kalmış yıllanmış poşet parçası 

en sevdiğim parkta bir banka çömmüş engin dağlarını izliyorum ülkemin 

bir taş parçası yuvarlanıyor yağan yağmurlarında

ne nereden geldiğini biliyor ne de nerede mola verebileceğini

sahrada bir kum tanesi gibi olmak seni sevmek

öyle ki ne gör beni demeye hakkım,

 ne  yanına ulaşabilmeye gücüm,

 ne de küsmek sana haddim,

bir gün kabul edersin beni diye hayata tutunmaya çalışacağız bir çam ağacının büyümesini öylesine bekleyerek

her gece lambaları yansa da her sokağı kontrol edeceğiz sen isteyene kadar beni 

gülüm; yıllar yılı o denli yol teptim, n'olur geri çevirme senden; seni!



Cumartesi, Mart 16, 2024

sanrıları

 hiçbir vaat bu dünyaya barış getirmeyecekti

insanları barışı görmek için değil göreceğine inanmak için yaşarken

kaos olmasa hayatta kalamazdık ki

ve biz dünya için yas tutacaktık

yas tutmak yaşatacaktı bizi

inançlı ve inançsızlar olarak ayrılacaktık

inançlılar güzel günleri bekleyecekti, inançsızlarsa sonsuz sessizliği arayacaktı

ama kimse aradığını bulamayacak,

ve bir vakit güneş batayazarken, birisi eline televizyon kumandasını aldığında, okyanusta bir balık kolonisi yüzerken yahut; var olurkenki sancımızı da alıp yanımıza, yok olacaktık...



Perşembe, Mart 07, 2024

gülüm...

 bazı geceler vardı çocukluğumda

 karanlığında ben neyi bilmiyorsam saklayan,

gökyüzünden geçen yeşil-kırmızı ışıklı uçakları sayardım

tanıdık bir yüz görmek gibi gelirdi 

o soğuk akşamlarda geleceğime meydan okurdum

küçük, çokça küçük hissederdim kendimi

ya nizamiye kapısında görünmez olursam

ya hazır saymazlarsa beni,

ya red yersem senden...

bir tepeye çıkardım ikindi vakitleri

ellerimde çiçekler, gün batıyor ve önümde alabildiğine dağlar,

hiçbir yere gitmeden her yere gideceğim hissi dolardı içime

çok büyüyünce, daha da çok büyüyünce o dağlarda eğitim alıyorum

ve bir rüzgar esiyor yüzüme;

geç kalmışım gibi hissediyorum

hayatıma geç kaldım, amacıma geç kaldım, yaşamaya ve yaşatmaya geç kaldım!

ürperiyorum...

sevilmekten de geçecek kadar sevebildiğime şaşıp kalıyorum ardından 

hem korkuyorum hem de umut diliyorum kendime gelecek için,

hiç yaşamadığımı özlüyorum, yüküm ağır geliyor ve yamaca oturuyorum

konuşsam iyi gelecek, boyuna susuyorum

sevmenin bedelini anlıyorum, gözlerime doluyorsun...

seni kendimden geçercesine seviyorum, duymuyorsun

senin için yaşıyorum, üzerine alınmıyorsun

kırmızına inat parça parça bölünüyorum, sen ölümü bile kabul etmiyorsun...gülüm

b


Pazar, Mart 03, 2024

sana vazgeçmeyi öğretmeyecekler

 hissetmeye başladığın gün ölümü de göze aldığın günün olacak

hislerinin ilk kaybı ise şaşkınlığın

ola ki hiçbir canlıyı sevmeyeceksin

sevdiklerini ise bir canlı misali yaşatacaksın

senin bahtın koluna taktığın tüfeğin 

senin kaderin yanındaki yoldaşın

alın yazındır vatanın

ölmek isterken dahi yaşayacaksın yaşatmak için

o kadar yalnız olacaksın ki evinde yolunu gözleyen kimse olmayacakken n'olur geri dönsün diye kurşununu göğüslediğin silah arkadaşların olacak

vatan toprağınla öyle bir bütün olacaksın ki

kanın ılık ılık içini okşayarak kamuflene akarken onun sessizliğine sığınacaksın

yorgunluğunu gidermek için bir su başında onun bozkırına uzanacaksın

 öldüğünde ise toğrağında yatacaksın

ve vazgeçmeyeceksin, ne olduğunu bile bilmeyeceksin!




sitare

 umut verme bana nazenin  yaşatır sanırsın, ölüveririm öyle sımsıcaklığını duyumsatma bana berceste ısıtır sanırsın, kuytu köşelerime kar ya...