Bu Blogda Ara

evet umut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evet umut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Mayıs 10, 2026

hatır


 ne zaman kafama koydum, hatırlamıyorum

sadece ilkokulda resmimizi çekmeye gelen fotoğrafçılara "siz benim resmimi çekip bu kız gelecekteki asker diyerek  p k k'ya mı vereceksiniz?" diye bağırarak bahçeye kaçışımı hatırlıyorum

ne vakit askerlerin varlığını öğrendiğim, hatırlamıyorum

ama her şehit haberinde evdeki sessizliği ve yaşlı gözleri hatırlıyorum

ne zaman asker olmak istedim, hatırlamıyorum

oysa asker olmaya karar verdiğim bir anda "o üniformayı giyecek kadar şerefli misin?" diye kendime sorup yedi yıl boyunca şerefli olup olmadığımı sorgulayışımı, bu süreçte şerefin tanımına ulaşmaya çalışışımı hatırlıyorum

ne ara bu kadar bağlandım, hatırlamıyorum

lakin ilk deneyişimde bile yıllardır beklemiş olduğumu hatırlıyorum

ne vakitten beridir vazgeçemediğimi hatırlamıyorum

fakat dördüncü başarısız denememde hayatımda ilk defa acillik oluşumu ve çektiğim o acıyı hatırlıyorum


ve kalbimde tam olarak nereye konuşlandığını hatırlıyorum

ait hissettiğim neresi varsa parçası olduğundan


Cumartesi, Nisan 11, 2026

sen dahi


konular başka başka yerlere sapıyor, tema sensin

gözlerim başka şeylere bakıyor, etraf sensin


unuturum sanıyorum büyük bir toylukla, ukalaca ve densizce

dünyamı yarattığını gözardı edercesine


sahi atlatmanın yolu yok mu seni

üzerine basıp geçeceğim demiyorum ama yok mudur yolu kapını sessizce kapatıp gidebilmemin


her şey benim ellerimdeymiş, ellerim de senmişsin

seni düşünmemek için şiir yazarmışım, bana lugatı sen öğretmişsin


sen bile ait değilsin belki kendine benim sana ait olduğum kadar

sen bile belki görmüyorsun bu denli benim seni fark ettiğim kadar

ve dahi anlamıyorsun kendini benim seni idrak ettiğim kadar

yine de bütün acılarını ben taşıyorum senin her zerre kırmızındaki asaletin kadar

Pazar, Mart 01, 2026

korkuyorum beklemekten

gördüğümden fazlası olmalı derdim çocukken

bildiğim çok az olmalı bütün gerçeklerden

belki de bu yüzden hep yüksek yerlere çıkmakla geçti ömrüm

en tepeye çıktıkça görünür olacak sandım gerçeği

en tepeye çıktıkça bileceğim, en tepeye tırmandıkça hissedeceğim

sonra yere yakın olan hiçbir şey tat vermedi

başı gökyüzüne dönük bir çocuktum ya ben


sokakları bilmezdim de başımı kaldırdıkça bulurdum yolları

"nereye dek çıkacaksın tepelerine?" demedi kimse

deselerdi belki başka bir yol bulurdum kendime 


ve bazen de bir yaprağın damarlarında arardım hayatı

mahalledeki kirli bir duvarın pürüzlerinde hissederdim yaşamı

cevabımı elime alıp baktığım öylesine bir taşın şeklinde görmeyi beklerdim


şimdilerde bekleyemiyorum hiçbir şeyi

sanki ruhum farkında ama hareketsizdi Adem'den beri

ve şimdi şimdi harekete geçebiliyorum

yıllardır oturduğum yerden çözülüyorum

korkuyorum;  ayın güneşi, akrepin yelkovanı kovalaması gibi dönüp dönüp kavuşacaksın sanıp oysa sadece beklemekten




Cumartesi, Ağustos 30, 2025

gibi...

 içimde arayıp duruyorum seni

gökyüzüne bakınca her seferinde görecekmişim gibi

kalbimle ilk tanıştığın an duyduğum heyecan

asla gerçek olmayacağını es geçmişim gibi

seni yaşayan insanlar varken

ben sadece bir yerelerde, uzak bir yerlerde var olduğunu biliyormuşum gibi

kana kana tadarken bildiklerim seni

ben sana en benzeyen parçamı durup durup içime çekiyormuşum gibi

unutmak istiyorum, bilmek istemiyorum, hissetmek istemiyorum

yine de senden kaçtıkça sana varıyormuşum gibi

çık kalbimden diyorum, sanki kalbimin sen olduğunu görmüyormuşum gibi




Cuma, Ağustos 22, 2025

yaşa diye veriyorum kanlarımı

akşam çökünce duyduğum tüm seslerde
şafak sökerken aldığım bütün nefeslerde
bir suyun dibinde sürüklenen her çakıl taşında 
ve kırmızının en koyu tonunda ben yalnızca seni buldum gülüm 

gece yarıları gökyüzüne her bakışımda
aklım erip varlığımı varlığınla taçlandırdığımda
hiçbir şeyi değil tek seni sevdiğimde
ve senin bana sırtını her dönüşünde ben çoktan kölen olmuştum gülüm

vazgeçmek vakti geldip geçeli çok oldu senden
koparmaya çalışıyorum halen ilk düğümü kalbimden
ve sonuna gelene kadar ömrümü tamamlamış olacağım
sen başka gönüllerin ırmağında hayat bulurken 



Perşembe, Mayıs 29, 2025

vazgeçemeyişle

 İlkinde hevesle geldim sana, almadın soluna

ikincisinde korkuyla geldim, açamadın kapını

üçüncüsünde heyecanlıydım, görür gibi yapıp kaçırdın gözlerini

dördüncüsünde güvenle geldim,yeterli gelmedi

görmediklerin de vardı oysa

sana kanadı kırık geldim, yüreği buruk geldim, beli bükük; dili sus geldim

umursamadıkların da vardı 

bazı bazı olmayacağını bilmeme rağmen geldim 

yine geliyorum, bu sefer ne ile bilmiyorum

vazgeçemeyişimle geliyorum...





Pazartesi, Mart 31, 2025

neye yarar


durup durup da yoklama

hâlâ geliyorum sanırım 

kapanmaya yüz tutmuş göz kapaklarım

ben seni kırmızından da tanırım

beni tanımamandan da tanırım 


hâlâ sana yaşıyorum sanırım 

nefesi sen varsın diye ciğerlerime salarım 

kaçtır görmüyorsun ya çok kırgınım 

korkma hâlâ bu yolu "sen, sen!" diye adımlarım


umudu da kestim sanırım 

bu yüzden yıllar sürer ancak bir adımım

bir fecir vakti kokunu duyarım 

duyarım da neye yarar 

sen Ankara'dasın ben İstanbul'dayım 

Cuma, Ocak 24, 2025

etrafımda yalnızım


etrafımda yalnızım
yalnızlığım dolu dolu
ağzımı açamıyorum, dilim kıpırdayamıyor
nefes alamıyorum, hayat içime dolamıyor


gözlerimde suskunum
sessizlik boğazımda boğum boğum
saçlarım arsız rüzgarla sessizce boğuşuyor
nefes alamıyorum, iç çekince hayli ses çıkıyor


ellerimde umutsuzum
avuçlarımda hayal kırıklıklarım sere serpe
parmaklarım dahi bitişmiyor birbirlerine
koşamıyorum, yok halim
sana gerçeği hiçbir vakit söylemeyeceğim


ve yine zihnimde hala o aptal gülümseme
yokluğunla anlaşamadık gülüm
bizi daha fazla cana ciğer etme!..







Salı, Aralık 17, 2024

öğrettin oysa ben kötü bir öğrenciyim

ah nasıl da nazlı bir kız çocuğu gibi bakıverdin kapı eşiğinden
içimdeki boşluğu ne de mayhoşça doldurur gibi oldun 
kanmamam gerek oysa 
gelir gibi edersin 
gelmezsin 
biliyoruz gülüm 
inadı bırakıp nasıl da uyku uyur oldum seni düşleyince
karanlığıma nasıl da kıpkırmızı tomurcuk açtın 
ama elde tutmaya yeltenmemeliyim
çünkü sen dünyadaki en hürsün
biliyoruz gülüm 
söyle nasıl da çekiyorsun beni kendine 
beş oluyor bu ve ben ölümüne nasıl da hala ilk gibi heyecanlı ve ilk gibi bilmezcesine koşuyorum sana
ama koşmamalıyım
gerisin geri yollarsın
oysa adımlarım birbiri ardına düşüp de gittiği yollarını dönmek istemez
biliyoruz gülüm 





Perşembe, Eylül 19, 2024

anlamayı hissetti

 kendimi toy sanardım, hayat peşinden koşturdukça çocuk olanı anladım

çok istersem elde ederim sanmıştım oysa kalbim soğuyunca önüme konduğunu anladım

bir kap yemek isterken bir çift ayakkabı bulduğumda anladım

ya içime asla gidilemeyecek bir menzil konulduysa dediğimde

çok sevip vazgeçtiğimde

büyüdükçe özerkleşmeyip sadece herkesleşince

bir gün korkum sahiden oldu;

seslerimi susturup uyumak istedim deli gibi ve sandalyemde güneşi doğurdum mıh gibi

bir gün nefretim sahiden oldu;

ve ben "onu" bekledim "o" asla gelmeyecek gibi...







Salı, Temmuz 16, 2024

konulur bir gün

 adanmış bir ömür kurdu insan

oysa gerçeğe değil hayale

hiç mutlu olamayacağı bir geleceğe koştu insan

aradığı şey nasıl olsa bu dünyada değil diye

sevmeyi önemsemedi, güvenmeyi denemedi 

oysa kendine bile 

ve hep eksik kaldı insan

bütün parçalarıyla birlikte

sırf birleştirmeyi bilemedi diye 

 

                                                                                          




Cuma, Haziran 28, 2024

Ve Ben De Tanrıyla Başa Çıkamadım

 bu denli zor olduğunu bilsek gelir miydik hayata

yaşam bahanemizin bizi ölüme arkadaş kılacağını bilsek yine de ona

ısrarla ona tutulur muyduk 

zar zor bir bütün yapıp bendimizi, gene de parça parça dağılacağımızı bilseydik ya

istemeyi isteyecek kadar dahi arzulardan sıyrılacağız bir gün

kendi savaşımızda her tepenin ardından karşı taraf olacağız

bir gün sevmenin önemi yitirilecek

ve o son gün, belki fark edip belki de etmeden son nefesi vereceğiz geri alamadan







sitare

 umut verme bana nazenin  yaşatır sanırsın, ölüveririm öyle sımsıcaklığını duyumsatma bana berceste ısıtır sanırsın, kuytu köşelerime kar ya...