Bu Blogda Ara

nefretim fark ettiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nefretim fark ettiklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Şubat 01, 2025

nereye ve neden


nereye gittiğini merak ediyorsun. gittiğin yerin bir anlamı olacak mı, merak ediyorsun. dünyanın yaşanmayacak hale geldiğini izleyerek kendine hedefler koymanın absürtlüğü ile bakışıyorsun.

Mars'a giden Rover, Çin'den gelen ikinci bir virüs (!), uzaklaştırma almasına rağmen eski eşinin üzerine benzin döküp yakan bir adam, gittikçe saldırganlaşan bir toplum, asla değmeyecek insanlar için canlarını ortaya koyup feda eden Mehmetçikler, dünyalarını dedikoduya adayanlar, ünlülerin ilişki haberlerini anlatan magazin sayfaları, falanca markette indirimlerin geldiğini bildiren reklamlar, Suriye'de; Ukrayna'da; Gazze'de ölen onca masum can, yeni çıkan aptalca şarkılar, hala tırnak uzatmaya kızan ebeveynler, resim çizmenin günah olduğunu savunanlar, chatgbt'ye "insanlığı yok edecek misin?" diye soranlar, halkın umarsızca ezildiği o iğrenç çıkarcı düzen...

Hayvan çiftliğinde olduğu gibi aklını kullandıkça domuzların içerisinde yaşadığını fark ediyorsun. Özgür olmadığını hissediyorsun, dahası biliyorsun. kafasını kullananın kafası eziliyor. satrançta bir piyonsun, hoş at olsan da değişmez ya şaha göre seni yönlendiriyorlar. sen de oturup hangi geleceğe niçin çalışacağını düşünüyorsun. ardından üç kuruş para kazanmak isteyen yirmi yaşındaki genci tag kullanıyor diye taksi çetesi darp ediyor. etrafındaki kimsenin haberi yok umurunda da değil zaten, uykusundan yeni uyanmış da kafası henüz çalışmıyormuş. 

dünya yediye bölünmüştü şimdi ise insanoğlu onu iki yüz sekiz  yaptı. İlk başta farklı yerlerde yerini kurmuş insanlar vardı sadece. bir devletin doğuşu yanında ikinci bir devleti mecbur kıldı ve ikinci bir devletin kuruluşu savaşı getirdi. o günden beri kendisiyle savaştı insan, o günden beri maşa olarak kullanılmaktan bıkmadı insan.

çekip gitmek istersin ama nereye, hiçbir şeyin olmasa varoluş sancıların olacak. insan bir şey yapmaya gelmedi dünyaya ve acı çekiyor boylu boyunca. 

sonuç; inan ben de bilmiyorum.

Cuma, Ocak 24, 2025

etrafımda yalnızım


etrafımda yalnızım
yalnızlığım dolu dolu
ağzımı açamıyorum, dilim kıpırdayamıyor
nefes alamıyorum, hayat içime dolamıyor


gözlerimde suskunum
sessizlik boğazımda boğum boğum
saçlarım arsız rüzgarla sessizce boğuşuyor
nefes alamıyorum, iç çekince hayli ses çıkıyor


ellerimde umutsuzum
avuçlarımda hayal kırıklıklarım sere serpe
parmaklarım dahi bitişmiyor birbirlerine
koşamıyorum, yok halim
sana gerçeği hiçbir vakit söylemeyeceğim


ve yine zihnimde hala o aptal gülümseme
yokluğunla anlaşamadık gülüm
bizi daha fazla cana ciğer etme!..







Salı, Temmuz 16, 2024

konulur bir gün

 adanmış bir ömür kurdu insan

oysa gerçeğe değil hayale

hiç mutlu olamayacağı bir geleceğe koştu insan

aradığı şey nasıl olsa bu dünyada değil diye

sevmeyi önemsemedi, güvenmeyi denemedi 

oysa kendine bile 

ve hep eksik kaldı insan

bütün parçalarıyla birlikte

sırf birleştirmeyi bilemedi diye 

 

                                                                                          




Salı, Nisan 23, 2024

"rüyamda buluttum"

Şu an neredesin?

olmayı hayal ettiğin yerle olduğun yer arasında 

olduğunu zannettiğin kişiyle olmuş bulunduğun kişiliklerin başucunda 

sana bırakılmamış bir hayat ama sürekli sana ait olduğu söyleniyor

ufacık bir kendin olduğunda mutluluktan içine dolan kıvılcımı hatırlıyor musun?

artık böyle olacağım dediğin kaç gecenin sabahında yine yeniden nelere direndiğini ya da

hiçbir zaman fuşyayı sevdiğini bile dillendiremeyişlerin vardı

kimseye söyleyemediklerini boşver gülüm de, ya kendine söyleyemediklerin

alabildiğine bendinden kaçışların; sırf daha az kötü hissetmek için...

içinde yatanlardan korkup beyninin ışıklarını açamamışlıkların

potansiyelini bile keşfedemeyip ölmekten korktuğun olmadı mı hiç?

ya sen asla bu sen değilsen

yoksa bütün ömrünü o ait olduğun yeri arayarak mı geçirdin?

sana söyleneni düşünmek kendi fikirlerini bulmak için çıktığın yoldan daha bir güvenli değil mi?

sevemedin; bir yüzündü kabul edeceğin, halbuki sen ait olmadığın bir gecekonduya sığdırdın ruhunu ve evin diye kabul ettin ya

ömrün için binlerce ihtimalden birkaçına kandın ya

bir de kendini gerçek kılınca mutlu olacakmışsın ya hani

kim dedi bunu sahi?

 maksimumun sana huzurunu getireceğine söz vermiyordu oysa

onu iyi dinle, yaklaşan ayak seslerinde mutluluğun çıkmadığını duyabilirsin

unutma ki bilmek iyidir, çokca bilmekse ölüm...





Cumartesi, Mart 16, 2024

sanrıları

 hiçbir vaat bu dünyaya barış getirmeyecekti

insanları barışı görmek için değil göreceğine inanmak için yaşarken

kaos olmasa hayatta kalamazdık ki

ve biz dünya için yas tutacaktık

yas tutmak yaşatacaktı bizi

inançlı ve inançsızlar olarak ayrılacaktık

inançlılar güzel günleri bekleyecekti, inançsızlarsa sonsuz sessizliği arayacaktı

ama kimse aradığını bulamayacak,

ve bir vakit güneş batayazarken, birisi eline televizyon kumandasını aldığında, okyanusta bir balık kolonisi yüzerken yahut; var olurkenki sancımızı da alıp yanımıza, yok olacaktık...



Perşembe, Mart 07, 2024

gülüm...

 bazı geceler vardı çocukluğumda

 karanlığında ben neyi bilmiyorsam saklayan,

gökyüzünden geçen yeşil-kırmızı ışıklı uçakları sayardım

tanıdık bir yüz görmek gibi gelirdi 

o soğuk akşamlarda geleceğime meydan okurdum

küçük, çokça küçük hissederdim kendimi

ya nizamiye kapısında görünmez olursam

ya hazır saymazlarsa beni,

ya red yersem senden...

bir tepeye çıkardım ikindi vakitleri

ellerimde çiçekler, gün batıyor ve önümde alabildiğine dağlar,

hiçbir yere gitmeden her yere gideceğim hissi dolardı içime

çok büyüyünce, daha da çok büyüyünce o dağlarda eğitim alıyorum

ve bir rüzgar esiyor yüzüme;

geç kalmışım gibi hissediyorum

hayatıma geç kaldım, amacıma geç kaldım, yaşamaya ve yaşatmaya geç kaldım!

ürperiyorum...

sevilmekten de geçecek kadar sevebildiğime şaşıp kalıyorum ardından 

hem korkuyorum hem de umut diliyorum kendime gelecek için,

hiç yaşamadığımı özlüyorum, yüküm ağır geliyor ve yamaca oturuyorum

konuşsam iyi gelecek, boyuna susuyorum

sevmenin bedelini anlıyorum, gözlerime doluyorsun...

seni kendimden geçercesine seviyorum, duymuyorsun

senin için yaşıyorum, üzerine alınmıyorsun

kırmızına inat parça parça bölünüyorum, sen ölümü bile kabul etmiyorsun...gülüm

b


Çarşamba, Mart 06, 2024

yavaşça kaybettiğimizden bir anda vazgeçtik

 şaşıp kalabilmeyi yitirdim önce, ardından öfkeyi

heyecanımı kaybettim ortaokulda son ders çıkışı yağmurun yağdığı bir gün

sevmeyi bıraktım Ankara'da bir öğlen vakti nizamiye önünde tam on sekizimde

elimde bir daha hissetmeyi ne olursa olsun asla başaramadığım ölü duygular,

sonra hepsinin anıları siliniyor tek tek

ve ben elimde bir zamanlar yaşadığımı bildiğim şimdi ise bir fikrimin kalmamışlıklarına bakıp duruyorum

bulanıkça iyi oldukları canlanıyor zihnimde, iyi ise ne demek bilmiyorum...






sitare

 umut verme bana nazenin  yaşatır sanırsın, ölüveririm öyle sımsıcaklığını duyumsatma bana berceste ısıtır sanırsın, kuytu köşelerime kar ya...