Bu Blogda Ara

Cuma, Kasım 01, 2024

o Ankarada kaldı ve beni İstanbul'a yolladı

 


felaketim olacağını biliyordum...
yine de alamadım kendimi senden ve tutamadım uzak  
ileride bir bütün olacağımızı da biliyordum 
benden geriye ben kalmadan sen olacağımızı bilmiyordum
beni kabul edersin sanıyordum, oysa sen fark bile etmiyormuşsun
sen de seversin diye umuyordum, şimdi kendimi bile sevemiyorum
anlasana aynı rüzgar bile farklı esiyor seninle bana, seni göğe yükseltiyor beni ise Ankara'nın karanlık köşelerine savuruyor
ben seni yaşatmak istemiştim, sen beni öldürmeyi seçmişsin
seni bildiğim günden beridir her gün bir parça uzattığım yumağım duruyor artık çaresizlik dolu avuçlarımda
bu defa olacak diye o koca yumağı söküp baştan sardığımın her seferinde sen sol arkamda çoktan kararını veriyormuşsun
bir ucu sende kalsa ve sen Fizan'a gitsen gene de kopmuş olmam senden
işte öyle bir mesele; tam da sen
incinme sözlerimden Ankara'da kalanım; sitem değil bu, çaresizliğin ruhuma yansıyışı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sitare

 umut verme bana nazenin  yaşatır sanırsın, ölüveririm öyle sımsıcaklığını duyumsatma bana berceste ısıtır sanırsın, kuytu köşelerime kar ya...