Bu Blogda Ara

Cuma, Şubat 16, 2024

biz işte

 bir salıncak sırasında rastladım çocukluğuma

gözlerim hiç değişmemiş, kim bilir yine ne düşünüyorlar 

işte biri sıramı çalıyor, ses çıkaramıyorum; gözlerim doluyor, ağlayamıyorum 

derken akşam oluyor, eve giden yolu uzatıyorum 

anneme çiçekler topluyorum yol kenarlarından

 tanıdıkları görüce kafamı öne eğiyor, utanıyorum 

evin önüne geliyorum, perdeler çekili ve ışıklar açık, giremiyorum

bağırtılar çıkıyor sızıntı pencerelerden, kulaklarıma doluyor, tıkıyorum, susmuyor, yüreğimde duyuyorum

kafamı kaldırıyorum, dün bisiklet sürmeyi öğrenen halim yokuş aşağı geliyor; boğazımı düğümlüyorum

çalılıklara uçuşumu seyrediyorum, her bir dikenin battığı yeri hissedebiliyorum, sesimi çıkarmıyorum mendilimi çıkarıyorum

temiz olmalıydı lakin yarın elime bulaşan motor yağını sileceğim, kirlenecek

ve dünün yaralarını sarıyorum

görünürde iz yok ama biliyorum ki içeridedir

ve yedi yıl sonra dahi gene arkamdaki kaldırıma oturacağımı bilerek çömeliyorum, dizlerimi çekiyorum kendime, kafamı yaslıyor, uykuya dalıyorum

ne dünüme ne de yarınıma; bugünüme ait uykuma dalıyorum...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sitare

 umut verme bana nazenin  yaşatır sanırsın, ölüveririm öyle sımsıcaklığını duyumsatma bana berceste ısıtır sanırsın, kuytu köşelerime kar ya...