niçin, nereden estin de tutuldum sana
seni bildiğim ilk günü anımsıyorum, nasıl da üzülmüştüm
demek hissetmişim yedimde de yetmişimde de aldığım nefes kadar yakınım olacağını
demek bilmişim kalbimi ılık ılık ısıtacağını ve orada yer açarken kendine beni sancılara boğacağını
ben en çok da yaylalarda görürdüm seni, dağların arkasında bir yerlerde değildin; o dağların hepsi sendin
yüceliğin korku salardı damarlarımda akan kana ve bir o kadar da kendine çekerdi brovemi okşayıp geçen yellerin
oyun mu oynadın bana diye geçiyor aklımdan ara ara hep senin olayım diye
öyledir ki bir gözüm kızarken alabildiğine, öteki gözüm üzerindeki kan kadar merhametli sana...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder